Kişisel Marka Hikayeleri 4: Oprah Winfrey

“Yaralarını bilgeliğe dönüştür.”

Hepimiz hayatımızın bir döneminde zorluklarla karşılaşıyoruz. Maddi ve manevi sıkıntılarla mücadele ediyoruz, kayıplar yaşıyoruz. Bugün ilham veren bir kişisel marka olarak tanıdığımız birçok insan da birçok zorluğu aşarak bulundukları konuma geliyor. Hikayelerinde bizi etkileyen de bu olsa gerek. Onların da bizim gibi zorluklar yaşadıklarını bilmek, mücadelelerine ve gelişimlerine tanık olmak bize de ilham ve cesaret veriyor.

“Medyanın Kraliçesi” Oprah Winfrey de bu insanlardan biri…

Hikayesiyle bize en çok ilham veren insanlardan biri Oprah Winfrey!

Oprah Winfrey, 29 Ocak 1954’te Mississippi’de doğdu. Hizmetçi bir annenin ve madenci bir babanın kızı olan Winfrey, yoksulluk içinde bir çocukluk geçirdi. Çocukluğunda tacize uğradı ve 14 yaşında hamile kaldı, çocuğunu ise doğumdan kısa bir süre sonra kaybetti. Üst üste yaşadığı bu olaylardan sonra babası Vernon Winfrey ile yaşamaya başladı.

“Görecek kadar akıllı olmasak bile, her şeyin bir nedenle olduğuna inanıyorum.”

Eğitim hayatına Nashville’de devam eden Oprah’ı babası Vernon eğitim konusunda sürekli teşvik etti. Böylece Oprah bir onur öğrencisi oldu, lisenin en popüler kızı seçildi, lise konuşma grubuna girdi ve dramatik yorumlamada ödül kazandı. Ayrıca bir hitabet yarışmasını da kazanan Oprah Winfrey, Tennessee Eyalet Üniversitesi’nde tam burslu olarak iletişim okumaya hak kazandı ve ertesi yıl Beyaz Saray Gençlik Konferansı’na davet edildi.

Miss Black Tennessee güzellik yarışmasını kazanan Winfrey, çocukluğundan beri sahneye ve konuşma yapmaya ilgiliydi. Küçükken oyuncaklarıyla röportaj yapan Oprah Winfrey, büyükannesinin “kendisi hakkında olumlu bir his veren” ve onu topluluk önünde konuşmaya teşvik eden kişi olduğunu söylüyor. Lise sonda başladığı WVOL isimli yerel radyo istasyonundaki iş Oprah’ın medyadaki ilk işi oldu. 19 yaşında, daha üniversitede ikinci sınıftayken CBS’ten iş teklifi aldı ve Nashville’in akşam haberlerinde ilk Afrikalı Amerikalı kadın yardımcı olarak görev aldı.

“Gerçek bağışlama, ‘Bu deneyim için teşekkür ederim’ diyebileceğiniz zamandır.”

Winfrey mezun olduktan sonra Good Morning America isimli programda haber güncellemeleri yapmaya başladı ve kısa bir süre sonra Baltimore is Talking isimli sabah programına transfer oldu. Winfrey 1984’te Chicago’ya taşındı ve reytinglerde sonuncu olan bir programda sunucu olarak çalışmaya başladı. Programda güncel ve tartışmalı konuları ele alan Oprah, büyük bir başarı elde etti ve programın adı The Oprah Winfrey Show olarak değiştirildi.

“İstediğin şey olmazsın, inandığın olursun.”

Aynı dönemde Quincy Jones Winfrey’i televizyonda gördü ve yeni filmi için iyi bir oyuncu olacağını düşündü. Böylelikle Winfrey, ilk filmi olan The Color Purple’da rol aldı ve Oscar adayı oldu. Bu filmle birlikte Winfrey’in ve şovunun popülaritesi hızla arttı. Oprah Winfrey’in şovunun bu kadar popüler olmasının bir diğer nedeni edebiyat, kişisel gelişim, farkındalık ve maneviyata odaklanmasıdır. Bir itiraf kültürünü ortaya yaratması, kişisel gelişim fikirleri, duygu odaklı yaklaşımı ve zorlukların üstesinden geldiği ve başkalarına karşı hayırsever olduğu için de binlerce insanın hayranlığını ve övgüsünü kazandı.

Winfrey, 1996 yılında başlattığı kitap kulübü ile yeni bir çığır açtı. Bir kitap seçerek bir grup katılımcıyla kitapla ilgili tartışan Winfrey’in seçtiği her kitap en çok satanlar listesinde yükseldi. Yayıncılık sektöründe büyük bir etki yaratan Winfrey, 2000 yılında O, the Oprah Magazine isimli dergisini yayınladı.

“Gerçek dürüstlük, sizin yapıp yapmadığınızı kimsenin bilmeyeceğini bilerek doğru şeyi yapmaktır.”

Oprah Winfrey aynı zamanda gerçek bir hayırsever. 2004 yılında en cömert 50 insan arasındaki ilk siyahi kadın olarak yer alan Winfrey, yıllarca ilk 50 içerisinde kendine yer buldu. 2012 yılına gelindiğinde Winfrey eğitim amaçlı 400 milyon dolar bağışlamıştı. Winfrey ayrıca “Oprah’s Angel Network” isimli hayırsever projeleri destekleyen ve dünya çapındaki kâr amacı gütmeyen kuruluşlara hibe sağlayan bir hayır kurumu kurdu. 2004’te ekibi ile birlikte yoksulluk ve AIDS’ten etkilenen küçük çocukların durumuna dikkat çekmek için Güney Afrika’ya giden Winfrey, Oprah Winfrey Kızlar için Liderlik Akademisi’ni kurdu.

“Kendinizi yalnızca sizi daha yükseğe çıkaracak insanlarla çevreleyin.”

Winfrey, kariyeri boyunca, Yaşam Boyu Başarı Ödülü ve Başkanlık Ödülü dahil olmak üzere 18 Gündüz Emmy Ödülü, Bob Hope İnsani Ödülü, Tony Ödülü, Peabody Ödülü ve Jean Hersholt İnsani Yardım Ödülü dahil olmak üzere 2 Primetime Emmy Ödülü dahil olmak üzere birçok ödül kazandı. Akademi Ödülleri ve iki Akademi Ödülü adaylığı alan Winfrey Başkan Obama tarafından Başkanlık Özgürlük Madalyası ve Duke ve Harvard’dan fahri doktora dereceleri ile ödüllendirildi.

Oprah Winfrey her şeye rağmen türünün en çok izlenen TV şovunun sahibi, Kuzey Amerika’nın ilk siyah multi-milyarderi, dünyanın en büyük siyahi hayırseveri ve dünyanın en etkili kadını oldu ve adını güçlü ve ilham veren bir marka haline getirdi.

Yorum Yazın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı yazınız